Böbrek ve İdrar Yolu Taşları

January 29, 2018

Böbrek taşları, çeşitli minerallerin ve maddelerin böbrekte toplanıp, çökelmesi sonucu oluşur. Vücutta idrarın bulunduğu her yerde taş hastalığı olabilmektedir. Böbreklerde, böbreklerden idrarı idrar kesesine taşıyan her iki üreterde, idrar kesesinde ve idrar kesesinin devamındaki idrar yolunda olabilir.

 

     Birçok faktörün birlikte etki ederek taş oluşumuna neden oldukları bilinmektedir. Taş oluşumunu kolaylaştıran faktörler arasında en önemlisi genetik yatkınlık olup diğerleri; cinsiyet, yaş, ırk, iklim, beslenme, vücut ağırlığı, belirli hastalıklar ve mesleki faktörler olarak sıralanabilir. Erkeklerde kadınlara oranla 3 kat fazla görülmektedir. Taş hastalığı en sık 20-40 yaş arası ortaya çıkmaktadır. Sıcak iklimde yaşama, sıcak ortamda çalışma ve fiziksel aktivitenin az olduğu meslekler de riski arttırmaktadır.  Beslenme ile bazı taşların oluşumu arasında yakın bir ilişki vardır. Protein, karbonhidrat ve tuz kullanımı arttıkça taş oluşma riski de artmaktadır. Ayrıca bazı taşların bileşiminde bulunan kalsiyum ve oksalat gibi maddelerin gıdalarla yüksek oranda alınıp tüketilmesi de taş oluşumu için kolaylaştırıcı faktör olarak rol oynayabilir. Bazı kalsiyum metabolizma hastalıkları, tiroid ve paratiroid hastalıkları, doğuştan kaynaklanan böbrek hastalıkları ve idrar yolu darlıkları (prostat büyümesi) ile obezite taş oluşumuna rol oynayan diğer faktörlerdir.

 

     İdrar yolu taşları bulunduğu bölgeye bağlı olarak farklı şikayetlere neden olabilir. Böbrekte herhangi bir tıkanıklık yaratmayan küçük taşlar herhangi bir sıkıntıya sebep olmaz. Bu taşlar böbrek içinde büyüdükçe böbrek yapılarında deformasyona bağlı yan ağrısı, enfeksiyon bulguları veya idrarda kanamaya neden olabilir. Böbrekteki taşların idrar yolunu tıkaması ve idrar kesesine idrarı taşıyan yol olan üreterlere ilerlediğinde ise, taşın seviyesine göre şiddetli, bazen dayanılmaz yan ağrısı, bulantı, kusma, karında şişkinlik, kasığa vuran ağrı, sık idrara çıkma gibi şikayetlere sebep olabilir. Enfeksiyona bağlı ateş gözlenebilir ki acil müdahale nedenidir. Bunun dışında idrar kesesi taşlarında kesik ve zor idrar yapma, idrarda yanma ve kanama, taşın idrar yoluna ilerlemesi sonucu idrar yolunda tıkanma ve hatta idrar yapamama görülebilecek bulgulardır.

 

    Teşhis için fizik muayenenin yanında radyolojik görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır. Ultrasonografi ve klasik röntgen filmleri ile bir çok taş tespit edilebilmekle beraber son yıllarda büyük gelişme gösteren ince kesit tomografi cihazları taş tespitinde en başarılı yöntemdir. Bu cihazlar sayesinde eskiden çok sık kullanılan ilaçlı böbrek filmlerine gereksinim hemen hemen ortadan kalkmıştır. Tanıyı desteklemek ve taş hastalığının ciddiyetini belirlemek için tam idrar tahlili, tam kan sayımı gibi yöntemlerden de yararlanılır.

 

      Bu taşların tedavisi de bulunduğı yere, büyüklüğüne ve hastanın durumuna göre değerlendirlimektedir. Böbrekte hasara yol açmayan küçük taşlar takip edilebilir. Taşların %80 kadarı küçükken idrar kanalına düşer ve kendiliğinden idrarla dışarı atılabilirler. Üretere taş düşen yani taş düşüren hastalarda ağrı kesici ve enfeksiyona yönelik tedavi başlanmalıdır. Ağrılar dayanabilir durumda ve böbrekte ciddi problem yaşanmıyorsa bir iki hafta bu taşların düşmesi beklenir. Bu sürenin sonunda böbrek hasarı başlayacağından halen düşürülememiş taşlara müdahale edilir. Bu aşamada önemli bir noktada izleme sürecine alınan hastaların ağrıları geçmiş olsa bile, taşı düşürdüklerine tam emin olunmadan izlemden çıkarılmaması gerekliliğidir. Bazı hastalarda taş halen idrar kanallarında olduğu halde ağrı kesilebilir. Bu durum uzun dönemde böbrek kaybına kadar gidebilen kalıcı hasarlara neden olabilmektedir. Bekleme süresi dolmasına rağmen düşmemiş taşlara, tespit edildiğinde 6 mm den büyük olan taşlara, iltihabi reaksiyona neden olan taşlara ya da bekleme süresi içerisinde ağrı kesici tedavilere yanıt vermeyen taşlara müdahale edilmesi önerilir.

 

     Avrupa Üroloji Birliği'nin uzun araştırmalar sonucunda varmış olduğu ortak kararlara göre, böbrekte ve idrar kanalının (üreter) üst yarısında yer alan ve büyüklüğü 1 cm'yi geçmeyen taşlarda ilk tedavi seçeneği vücut dışı ses dalgaları ile taş kırma (ESWL) dır. Mesanede, üretrada ve idrar kanalının alt yarında takılan taşlarda ilk tedavi seçeneği endoskopik taş çıkarma yöntemleridir.

 

     Böbrekte yer alan ve 2 cm’den büyük taşlarda ise perkütan nefrolitotripsi adı verilen hastanın sırt kısmında oluşturulan 1 cm çaplı bir kanaldan böbreğe ulaşılarak ve böbrek içerisindeki taşın endoskopik enstrümanlarla kırılıp vücut dışına çıkarılmasını içeren bir operasyondur. Son yıllarda endoskopik kamera sistemleri taş operasyonlarında kullanılan enstrümanlardaki gelişmeler sayesinde açık cerrahi operasyonlara gereksinim çok azalmış, hatta artık modern taş cerrahisinde açık ameliyatın yeri yoktur.

 

     Yine endoskopik cerrahi aletlerin gelişimi ve laser teknolojisinin taş operasyonlarında başarılı kullanımı sayesinde artık böbrek içerisine kadar idrar kanalından ulaşmak ve yeni oluşmakta olan taşlara böbrek içerisinde müdahale etmek mümkün olmaktadır. Tüm taş operasyonları ve ESWL yöntemleri yan etki olasılıkları çok düşük yöntemlerdir ve taşın böbreğe vereceği zararlarla karşılaştırıldığında bu yan etki olasılıklarının önemi daha da azalmaktadır.

    

    Biz Özel Bir Nefes Hastanesi Üroloji Kliniği'nde böbrek içindeki taşlara idrar yolundan müdahale etmemizi sağlayan fiberoptik ince ve bükülebilir cihazlar(flexibl) ile laser taş kırma yöntemini kullanmaktayız. Büyük böbrek taşlarında uygulanan perkütan böbrek cerrahisi için de modern optik aletler ve holmium laser taş kırma cihazı ile gerçekleştirmekteyiz. 

 

     Taş düşüren ve ameliyat olan hastaların sonrasındaki takibi ve taş önleyici tedavilerinin de düzenlenmesi önemlidir. Bir defa taş hastalığı geçirenlerde, 5 yıl içinde tekrar taş oluşum riski   %50'dir. Bu hastaların belirli aralıklarla kontrolleri yapılmalıdır. Birden fazla taş düşüren veya taş ile ilgili ameliyat geçiren hastalarda ise taş analizi ve metabolik değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bazı tip taşlarda idrarda taş oluşumunu azaltan bazı ilaçlar kullanılabilinir. Bunun dışında taş oluşumunu azaltacak diğer faktörler, özellikle sıcak havalarda bol sıvı tüketimi, kilo verme, egzersiz yapmak olarak gösterilebilinir. 24 saatlik idrar incelemeleri ve kan analizleri sonucunda herhangi bir kalsiyum ve okzalat metabolizma bozukluğu olmayan hastalara diyet tedavisi önerilmemektedir.

Share on Facebook
Share on Twitter